Bir İstanbullu olarak Anadolu yakasından Avrupa yakasına geçişlerimin 2-2,5 hatta bazen de 3 saati bulduğunu düşününce şehirler arası kaçamakların aslında ne kadar da rahat ve keyifli yolculuklar olduğunu bir kez daha anlamış biri olarak yazıma başlamak istiyorum...
Daha önce bir çok kez Bursa ve Mudanya'ya gitmiş olmama rağmen Tirilye'yi ilk kez bu seyahatimde ziyaret etme şansım oldu. İş yerinden arkadaşlarım Serap, Adile ve Tuba ile Ocak ayında ayırttığımız Bursa Çekirge'de bulunan Marigold Thermal&SPA Hotel'e programlarımızın yoğunluğu nedeniyle geçtiğimiz hafta sonu gidebildik. Karamürsel'den başlayan 48 saatlik seyahat programımızda gidip görmeniz ve mutlaka gitmeniz gereken yerleri sizler için yazdım.

                
                                           Mudanya-Tirilye yolu harika manzaralara ev sahipliği yapıyor

Papuli Butik Otel, Karamürsel
Biz İstanbullular yeşile, doğaya, huzura, sessizliğe ve galiba en çok da taptaze yiyecekler ile temiz havaya büyük özlem duyanlar arasında başı çekiyoruz. Papuli Butik Otel kahvaltıları ile ünlü, benim de gitmekten çok keyif aldığım, Karamürsel şehir merkezine 4 kilometre uzaklıkta Samanlı dağları eteklerinde kurulmuş olan Çamçukur köyü içinde körfez ve köprü manzaralı keyifli bir köy evi. Çamçukur köyü 1877-1878 Osmanlı–Rus Savaşı sonrası Artvin Arhavi taraflarından göç edenlerin yaklaşık 100 yıldır yaşadığı bir Laz köyü. Benim de çok sevdiğim ve başarılarını büyük bir keyifle takip ettiğim Papuli'nin sahipleri Seçil-Mustafa BAT çifti Papuli'nin hikayesini şöyle anlatıyor; '' Doğduğum ve çocukluğumun geçtiği bu şirin evimiz; uzun süredir oturulmadığı için bakımsız ve metruk kalmış, banyo ve tuvalet kısmı yıkılmış ancak yıllara inat ayakta kalmaya devam etmiştir. 2016 yılında bu şirin evimizi restore faaliyetine başladık. Sadece restore etmekle kalmayıp bu güzelliği herkes görsün ve yaşasın diye turizme açmaya karar verdik.'' Toplam 7 oda ile hizmet veren bu sevimli otel; ev yapımı reçelleri ve odun fırınında pişen ekmekleri ile de oldukça meşhur. Seyahatimiz öncesinde uğradığımız ve keyifli bir kahvaltı sonrası yola çıktığımızda damağımızda hâlâ ev yapımı çilek reçelinin ve birbirinden güzel lezzetlerin tadı vardı. Yolunuz düşerse demeyeceğim, yolunuzu mutlaka düşürüp bu harika doğa eşliğinde günün keyfini çıkarın diyorum. 
Kahvaltı kişi başı: 40 TL
Instagram: @papulibutikotel 

      
                Papuli'nin harika kahvaltısı sonrasında kahve keyfi yapmayı ihmal etmeyin 

Şifalı suların adresi; Bursa
Kahvaltı sonrası rotamız Bursa-Çekirge'de bulunan Marigold Thermal&SPA Hotel. Öncelikle şunu söylemeliyim ki otelin konumu, hijyeni, personeli ve odaları gerçekten harika. Ben temizlik ve koku konusunda biraz fazla hassas biriyim. Onun için gittiğim otellerin ortak kullanım alanlarındaki hijyen benim için fazlasıyla önemli. Marigold, hem ortak alan hem de geniş odaları ve lezzetli açık büfe kahvaltısı ile başarı ile testimizden geçti. Öğlen saatlerinde giriş yaptığımız otelde vakit kaybetmeden kendimizi hemen SPA’ya attık. SPA'da 2 ayrı termal havuz, sauna, şok duşu, buhar banyosu ve Türk Hamamı gibi bir çok farklı seçenek var. Dileyen misafirler bizim gibi kese ve masaj yaptırarak günün yorgunluğunu atabilirler.

      
                                              Marigold Thermal&SPA Hotel, Bursa-Çekirge

SPA sonrası güzel bir akşam yemeği için rotamızı Podyum Park’a çeviriyoruz. Podyum Park, birçok eğlence ve yeme-içme mekânının toplandığı keyifli bir açık hava AVM’si. Bursa’da yaşayan arkadaşımın tavsiyesi ile Podyum Park'ın içinde yer alan Bood Eat&Meat 'de rezervasyon yaptırıyoruz. Sabah arayıp özellikle sahneye yakın güzel bir masa istediğimizi bildirdiğimiz halde akşam restorana gittiğimizde tam bir hayal kırıklığı yaşadık. Bunun üzerine yetkili kişi ile görüşmek istediğimizi söyledik, kendisi masaya teşrif etme gereği bile duymadı. Termalden çıkmışız, rahat, sakin, sinirleri alınmış pamuk gibiyken bu konuyu uzatarak sinirlerimizi zıplatmak istemedik ve Serap ile sakin kalmamız konusunda her 5 dakikada bir birbirimizi uyararak konuyu yok saymaya ve gecenin eğlencesine kendimizi bırakmaya karar verdik :) Bu konu dışında mekânın konsepti ve yemekleri bizden iyi puan aldı. Modern döşenmiş, açık ve kapalı alanları ile güzel ve nezih bir konsepti var. Her gece canlı müziğin olması da bir artı tabi. Bizim gittiğimiz gece İpek & Levent ikilisi sahne alıyordu. İkisinin de sesleri çok güzel ama sahnede yaptıkları gereksiz espriler ve konuşmalarla gerçekten tüm gecemizi perişan ettiler. Ben ki eğlenmeyi ve şarkı söylemeyi çok seven, kapı gıcırtısına oynayan biriyimdir. O gün resmen masada uyukluyordum. Hatta o kadar ki şarkı söyleme yarışması esnasında uyukladığımı gören sanatçı arkadaş ''şu masada bir arkadaşımız uyukluyor, kendisini bir uyandıralım'' diyerek mikrofonu bir anda bana uzattı ve ben kendimi Yonca Evcimik'in Bandıra Bandıra şarkısını söylerken buldum. Dediğim gibi mekân ve yemekleri beğendik fakat müzikler ve personelin salla pati halleri maalesef ki bizim için sınıfta kaldı.  

   
                                                          Bood Şehir Kulübü

Bood’dan kalktığımızda saat 01.30’a geliyordu. Arabaya binip otele dönerken sevgili arkadaşımız Adile ‘’ben Waffle istiyorum’’ diye tutturunca başladık Bursa’da fellik fellik açık Waffle’cı aramaya. Bırakın Waffle’cıyı su alalım desek açık market bulmak bile neredeyse imkansızdı. Bursa’da kısa bir tur atıp çabalarımızın sonuç vermeyeceğini anlayınca otele geri dönmeye karar verdik. Ama Adile’nin tatlı yeme konusundaki kararlılığı devam edince otel personelinden ne yapıp edip bize en azından Nutella bulmasını rica ettik. Gecenin 2’sinde otelin restoranını açtırıp bize hem Nutella hem de dondurma servisi yaparak bir de bunlar için ‘’ikramımız’’ diyen sevgili otel personeline buradan tekrardan teşekkür etmek istiyorum. Bizi gecenin bir körü Adile'nin tatlı krizinden geçici de olsa kurtarmış oldu :) 

Eski Bir Rum Köyü; TİRİLYE

​Tirilye = Trilye = Zeytinbağı
(Bu üç isim de aynı yer için kullanılıyor. Tabelalarda farklı farklı görürseniz kafanız karışmasın)


Mudanya yakınında ve Marmara Denizi kıyısında bulunan Tirilye (Zeytinbağı) zeytinlikler içinde, daracık yolları ve iki katlı kargir evleriyle olağanüstü bir haftasonu rotası. Burası, saatlerin mola verdiği, takvim yapraklarının sabitlendiği bir yer. Biraz zeytin, sızma yağ, bolca balık ve rakıyla tam bir keyif kasabası...

Tirilye’de zeytincilik dışında şarap üretimi de var. Kasaba, birinci derece sit alanı. Dar sokaklar, taş binalar ve yıkık kiliseler arasında dolaşmak çok keyifli.13. yüzyılda Cenevizliler döneminde zeytin ve üzümünün kalitesiyle adını duyuran Tirilye, ormanlarla kaplı bir vadinin iki yamacına kurulu. Adının meşhur barbun balığı olan ‘Trigleia’dan türediği veya Rumca 3 aziz anlamını taşıdığı düşünülüyor. 

       
Yerel halk son derece konuşkan ve güleryüzlü. Yazları Yunanistan’dan köklerini aramak için turistler geliyor. Tirilye sokaklarında uzun uzun yürüyüp, her kıvrımdan, her tepeden farklı bir manzara seyredilecek bir yer.

Tarihi Çamlı Kahve, Trilye’yi yukarıdan gören bir falezin üzerine kurulmuş, bir yanında uçsuz bucaksız deniz, bir yanında Tirilye çatıları, harika manzaralı bir yer. Her ne kadar kahvaltı çeşitleri pek envai olmasa da, bizce Tirilye’de kahvaltı yapılacak en güzel yer. Biz kahvaltımızı otelde yaptığımızdan buraya kahve içmek için geldik. Keyifli, güzel bir yer ama burası yerine ben Tarihi Tirilye Kahvecisi'ni tercih ederim. Hem daha samimi bir ortam hem de mekân kendinizi eskilere ışınlanmış gibi hissettiriyor. 

Gemlik gibi, Tirilye’nin de zeytini meşhur. Bir zamanlar Tirilye zeytini olarak dünyada bilinirmiş. Özellikle de sofralık zeytini. Tirilyeliler de büyük oranda zeytincilikle geçimlerini sağlıyorlar. Hatta ve hatta bölgenin ismi, sırf buradaki zeytin ekonomisine ithafen 60’larda Zeytinbağı olmuş (Şimdi yine Tirilye). Zeytinden yapılmış hediyelik eşyalar satan tatlı dükkanlar var. Biz de buraya kadar gelmişken zeytin ve zeytinyağı almadan dönmedik tabi ki. Zeytin için bir çok dükkan var fakat biz zeytin ve zeytinyağı ile damak tadımıza en hoş gelen ve zeytinyağındaki asit oranı en düşük olarak satılan Trigleia Zeytincilik'ten alışveriş yaptık. Zeytinyağını da zeytinler gibi tadım yaparak almanızı tavsiye ediyorum. 

   
Zeytin ve yan ürünlerini burada her köşeden almak mümkün. Bizim önerimiz ise Trigleia Zeytincilik. 

Tirilye’yi hissetmek için, Tarihi Trilye Kahvecisi'nin kaldırımdaki masalarında oturmak, Taş Fırın'a uğrayıp ekşi mayalı ve cevizli ekmeklerden almak lazım. Tarihi Trilye Kahvecisi, Tirilye'nin simgelerinden biri. Bizim de Tirilye seyahatimiz boyunca en uğrak noktalarımızdan biri oldu. Çalışan personel son derece cana yakın ve güler yüzlü. Ben çayı çok seven ama dışarıda çok nadiren çay içen biriyim. Burada da her zaman ki gibi laf olsun diye söyleyip bir yudum alarak bırakmayı düşünüyordum ki kendimi 3.bardağı isterken buldum. O kadar taze ve lezzetli. Türk kahvesi, maden suyu ve oraleti de şiddetle tavsiye ediyorum. Biz gezip, alışveriş yapıp sonra yine bu kafeye oturduk. Hem konsepti, hem çalışanları hem de taze ve lezzetli yiyecek içecekleri ile bizi kendine hayran bıraktı diyebilirim. Yolunuz düşerse siz de bu keyifli yerde oturup çayınız kahveniz eşliğinde keyifli bir gün geçirebilirsiniz. 

    
                                                      Tarihi Trilye Kahvecisi 

Tirilye'de alınacak ve yapılacak aslında fazla bir şey yok. Zeytin, Zeytinyağı, cevizli ekmek ve Kaya Tuzu Sabunu en meşhurlar arasında. Kaya Tuzu Sabunu demişken ona da değinmeden geçmek istemem. 

     
Sertifikalı olarak Tirilye Çarşısı'nın içinde satılan Kaya Tuzu Sabunları Tirilye'den alınabilecek en güzel hediyelik eşyalardan

Tirilye’nin merkezinde “Tirilye Çarşısı” adlı çok tatlı bir dükkan var. İçeride yüzlerce çeşit küçük eşya ve ev aksesuarı bulunurken aynı zamanda ünü dünyaca bilinen dünyanın tek doğal cilt ürünü olan Kaya Tuzu Sabunu da sertifikalı olarak burada satılıyor. İş yerinin satış sorumlusu Dinçer Kara; Kaya tuzundan yapılan doğal tuz sabunlarının ter kokusu, sedef, egzama, ciltte siyah nokta ve pullanma, cilt sarkması, gül rahatsızlığı, yağ bezeleri, göz altı morlukları, renk doku bozukluğu, mantar ve sivilce gibi birçok rahatsızlığa iyi geldiğini söylüyor. Her akşam düzenli olarak kullanıldığında vücuttaki nem dengesini düzenlediği ve cildi sıkılaştırıp leke ve sivilcelerden arındırdığı da sertifkada yazan detaylar arasında. 

  
                               Tirilye Çarşısı'nın önünde fotoğraf çektirmeyi ihmak etmeyin
 
Bursa'nın denize açılan penceresi; Mudanya

Deniz kokan sokakları ve tarihi evleriyle sizi bir anda geçmişe götürecek olan Mudanya, Bursalıların yazın serinlemek için en uğrak noktalarından biri. Bursa'ya yaklaşık yarım saatlik bir mesafede olan Mudanya'da yazlık evler ağırlıkta. Yıllar önce Rumların yaşadığı evler ve mahalleler arasında dolaşırken değişik duygular hissediyor insan. Deniz tarafındaki beyaz köşk, Mudanya Ateşkes Antlaşması'nın imzalandığı ev olarak biliniyor. Vaktiniz varsa burayı gezmenizi öneririm.

  
                                      Mudanya'nın masalsı sokaklarında kaybolurken

Açıkcası biz kültürel tur yapmaktan çok keyif ve gurme turu yaptık diyebilirim. Burası Rakı-Balık-Meze üçlüsünün hayat bulduğu yer. Biz de yemek yemeyi seven bir arkadaş gurubu olduğumuzdan deniz kenarında yer alan harika balık restoranlarından Kıyı Balık'a girerek kendimizi bolca şımarttık. Şunu söylemeliyim ki gerek mezeleri, gerek balıkları, gerekse personelin ilgi ve alakası ile Kıyı Balık bizi kendine hayran bıraktı. Kalamar ve karideslerine özellikle bayıldık. Ahtapot Izgara ve Roka salatası ise tek kelimeyle muhteşemdi. Uzun ve keyifli sohbetin ardından dönüş yoluna geçmek için hesabı istediğimizde garsonumuzun meyve ikramı ile de ayrıca mest olduk. Eğer yolunuz Mudanya’ya düşerse buraya uğramanızı şiddetle tavsiye ederim.

     
Mudanya'da denize tek kıyısı olan balık restoranı olma özelliğine sahip Kıyı Balık'ın dışarısı kadar içerisi de oldukça keyifli

Bursa’da Bood çıkışı açık Waffle’cı bulamayıp otelde Nutella yediği için hâlâ Waffle aşeren sevgili arkadaşımız Adile’ye Kıyı Balık'ın hemen köşesindeki Waffle Waffle isimli, anne-kızın işlettiği küçük ama sevimli Waffle'cıda Waffle yedirmeye kararlıydık. Kahkahalarımızın tüm Mudanya sokaklarını çınlattığı dakikalarda gülmekten karnımıza giren ağrılar ve sokaktan geçenlerin şaşkın bakışları eşliğinde yediğimiz Waffle maceramızı sanırım daha çok uzun yıllar hatırlayarak güleceğiz :) 

          
                            Waffle'cı da tarihi kare :)                                              Kıyı Balık
       (Fotoğraftakiler; Büşra Erdem, Serap Gökdemir, Tuba Omcacıoğlu, Adile Duygu Topaç) 


3 günlük Bursa, Mudanya, Tirilye seyahatimiz bol kahkahalı, keyifli ve bol yeme içmeli olarak geçti. İstanbul'a yakınlığı ile günübirlik seyahat rotası olarak da planlanabilecek olan bu güzel ve tarih kokan yerlere gitmek için elinizi çabuk tutmanızı öneriyorum. Malum, yaz yaklaşıyor. Mayıs'tan sonra Tirilye ve Mudanya sokaklarında iğne atsan yere düşmeyecek. Başka rotalarda yeni keşifler ile yeniden görüşmek dileğiyle... 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Facebook Beğen

Twitter Takip Et